Uzun bir aradan sonra yeniden merhabalar efendim! Nihayetinde Duman ve Kemiğin Kızları'nı okudum ve yorumu için buralara geldim.
Bu kitabı neden bu kadar beklettim hiç bilmiyorum. Sanırım her kitaba aynı şeyi söylüyorum ve bence bunun sebebi okunacak çok kitabın olması ve sürekli yenilerinin çıkması arasında bir sürü güzellik böyle kaynıyor ve sonrasında bunları söyletiyor bana. Kitabımızın 2. devam kitabı çoktaan çıktı ve hatta dün akşam itibariyle çok sevgili Artemis 3. kitabın kapağını bizlerle paylaştı. Bu beni bir yandan mutlu ederken bir yandan da içimi burktu. Biliyorsunuz uzun zaman yeni kitap alamama sorunum var yani ben her türlü 3. kitap için uzun süre bekleyeceğim.
Gelelim kitabın kurgusuna. Karou'yu sokakta, kafede ya da okulda görseniz çok ilginizi çekecek bir kız değil. Gece mavisi saçları, ilginç dövmeleriyle sanat okulu için oldukça klasik bir öğrenci. Fakat Karou'nun hiçbirimizin hayal edemeyeceği kadar sıra dışı bir hayatı var. Çizim defterine karaladığı bütün o boynuzlu, yarı koç yarı adam çizimleri ve bunlara bağlı olarak anlattığı hikayeleri oldukça popüler. Herkes bunların çok yaratıcı bir zihnin ürünü olduğundan hemfikir. Elbette yanılıyorlar, çünkü bunlar oldukça gerçek. Brimstone, hayvanlardan, cesetlerden toplanan dişleri iplere diziyor. Karou küçüklüğünden beri bu görüntüye alışkın ancak bilmediği onlarca şeyden biri de dişlerin ne işe yaradığı. Karou kendini, bizler için anormal kendisi için oldukça normal bu hayatın akışına bırakmışken kapılar bir el işaretiyle dağlanmaya başlıyor. Tam da bu noktada hayatının akışı bir anda değişiyor ve kendisinin bile bilmediği bir yöne doğru gitmeye başlıyor.
Bir günde ellerimden kayıp gitti bu kitap. Hele o son kısma geldiğimde çarpıldım resmen. Çok sevgili Laini'yi listemin en başlarına yerleştirdim. O ne kadar mükemmel bir hayal gücüdür, o nasıl bir kalemdir? Okuduğum şey masallardan kopmuş da gelmiş gibiydi. Bana göre kurgusu orijinal olan bir kitap güzeldir ya da yazımı akıcı olan bir kitap hoştur fakat bu iki temel ögeyi bir araya getirebilen kitaplar gerçek başarıyı yakalar ve Laini günümüzde bunu başarabilen nadir yazarlardan bana kalırsa. Karou karakteri öylesine gerçek ki! Kesinlikle o her şeyiyle mükemmel olan karakterlerden değil. Öylesi karakterler zaten beni çoğunlukla boğuyor. Her tarafından harikalık akan karakterler gerçeklikten çok uzak. Günlük hayatta her birimizin irili ufaklı kusurları var. Karou'da sizden bizden biri. Arkadaşlarınızla bir kafeye gittiğinizde yan masanızda oturabilecek biri.
Bu kitap bir harika. Hala okumadıysanız çok çok çok şey kaçırıyorsunuz, benden söylemesi.
Bütün yıldızlar senin olsun be kadın! Fazlasıyla hak ettin sen bunu.
Artemis Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Artemis Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mart 2016 Salı
22 Kasım 2015 Pazar
Divergent #3 Yandaş - Yorum
Merhabalar! Nihayetinde seriyi tamamlayabildim ve yorumuyla karşınızdayım. Uyumsuz ve Kuralsız yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.
Özetle bahsetmek gerekirse Uyumsuz'u beğenmiştim ve seriye de anında Kuralsız'la devam etmiştim ancak Kuralsız beklentimin oldukça altında kalmıştı. Yandaş'a başlamam sanırım bu yüzden bu kadar uzun sürdü. İki koca kitabı bitirince son kitabı da okumak istiyor insan ama korku ve sınav etkeni birleşince okumak bu günlere sarktı. Okudum ve mutluyum. Dört'e ulaşmak zamanımı alacak fakat olabildiğince çabuk okuyacağım. Gelelim Yandaş yorumuna:
Özetle bahsetmek gerekirse Uyumsuz'u beğenmiştim ve seriye de anında Kuralsız'la devam etmiştim ancak Kuralsız beklentimin oldukça altında kalmıştı. Yandaş'a başlamam sanırım bu yüzden bu kadar uzun sürdü. İki koca kitabı bitirince son kitabı da okumak istiyor insan ama korku ve sınav etkeni birleşince okumak bu günlere sarktı. Okudum ve mutluyum. Dört'e ulaşmak zamanımı alacak fakat olabildiğince çabuk okuyacağım. Gelelim Yandaş yorumuna:
15 Şubat 2014 Cumartesi
Ölümcül Oyuncaklar #2 Küller Şehri - Yorum
Çok sevdiğim serilerden biri olan Ölümcül Oyuncaklar'ın 2. kitabı.
Seri bitmesin diye kendimle savaş vererek yavaş yavaş okuyorum.
Küller Şehri'ni Kemikler Şehri'ne kıyasla çok daha fazla sevdim. Bunun nedeni Kemikler Şehri'ni okumadan önce filmini izlemiş olmam olabilir.
Artemis'in kapağını değiştirip bir hale getirdiği kitaplardan biri. Orijinal kapak dururken bunun yapılmasından hiç hoşlanmıyorum. Kitabın ilk haline sadık kalınmalı bence. Yine de çeviri ve sayfaların kalitesi yine iyiydi.
Cassandra yine harika iş çıkarmış. Edebi açıdan hiçbir eksiği yoktu, kurgu bakımından beklediğimin çok üstündeydi. Heyecan doruktaydı resmen.
Dövüş sahneleri çok canlı ve akıcıydı. Olayın tam ortasına çekilip aval aval çevreyi izlettiriyordu size. Hatta film izliyor gibi olduğum sahneler bile vardı.
Magnus Bane yine harikalığını korudu, hatta yaptıklarıyla bir tık yukarı çektiği doğrudur. Perilerin dünyasında geçen sahnenin çok saçma olduğunu söylemem gerek. Orası hoşuma gitmedi, gerçekten. Ama kafaya takılacak bir konu değil.
Uyumsuz ve Kuralsız - Yorum
Gelelim yorumlayacağım bir diğer kitap çiftine. Yakın zamanda okuyacağım için daha kolay olacağını düşünüyorum.

Öncelikle seriye genel bir bakış atalım. Size beklediğinizi verebilecek bir anlatıma sahip. Edebi açıdan yoksun değil. Betimlemeler, tasvirler eksik değildi. Seriye Açlık Oyunları çakması diyenler oldu tanıdıklarım içinden. Siz de böyle bir şeyle karşılaşırsanız kulak vermeyin derim ben. Çünkü ben hiçbir alaka kuramadım iki seri arasında. Sanırım haklımız distopyayı Açlık Oyunları ile tanıdığı için böyle yorumlar geliyor. Ama ben onlara katılmıyorum.
Artemis'in kalitesini çok beğendiğim söylenemez. Çeviriler sorunsuz, sayfaların kalitesi harika ama laf kapağa gelince düşüncelerim olumsuz.
Beni tanıyan herkes bilir kitabımı okula götürürken bile korumalı paketlerle götürüyorum. Buna rağmen kapağın kenarı kırışıyorsa bu benim suçum değildir bence. Yine de rezil durumda olduğunu da söyleyemem tabi.

Uyumsuz'a çok ön yargılı yaklaştım. Açlık Oyunları çakması, anlatım ve karakter eksikliği var, kurgusu eksik vesaire bir sürü duyum aldım ve sonuç olarak okurken hep diken üstündeydim. Ama okudukça bu ön yargılar teker teker yıkıldı.
Karakterleri sevdim, kurguyu zekice ve özgün buldum. Tek bir sayfasında bile sıkılmadım. Oldukça akıcı ve beklediğimin çok çok üstünde başarılı bir kitaptı.
Karakterlere özel bir yorum yapmayacağım ama Dört, Tris ve Tori'yi çok sevdim. Caleb ise belli nedenlerden ötürü sevmediğim bir karakter oldu.
Uyumsuz'u bu kadar beğenince doğal olarak Kuralsız'dan beklentim oldukça yüksekti. Ama Kuralsız bunu karşılayamadı. Olaylar akıcı değildi. Sayfa saydım resmen. Dört bu kitapta gözümde büyük bir düşüş yaşadı. Karakterleri çözemedim. Kim hangi tarafta, kimin derdi ne, kim ne yapmaya çalışıyor belli değildi. Kötü diye bildiğimiz karakterler bir anda iyiye dönüşüyor ya da iyi diye bildiğimiz karakterler bir anda kötü bir şeyler yapmaya başlıyor. Ortaya karışık değişik bir şey olmuş o açıdan.
Ayrıca serimizin ilk kitabının filmi çıktı çıkacak. Bu da fragmanı:
8 Şubat 2014 Cumartesi
Kitap Alışverişi #4
Merhaba! Yeni bir alışverişle karşınızdayım. Bu sefer 7 kitap birden aldım. İnanın bana hepsinden de beklentim oldukça yüksek.
Şimdi sorun şu ki ben yorum yapmaya bir türlü zaman ayıramıyorum. Atlantis'in Yükselişi, Atlantis'in Uyanışı, Uyumsuz ve Küller şehri halen yorumlanmayı bekliyor. Hepsi hakkında da söyleyecek çok fazla şey var. Ama gelin ki ben tatilde olmamıza rağmen bloguma hiç zaman ayıramadım. Okullar da açılıyor şimdi bakalım ne yapacağım. Zaten bu alışveriş bu dönem ki son alışverişimdi. Kendimi biraz daha derslerime vermeyi planladığım için koca dönem bu 7 kitapla yetinmek zorundayım. Şimdi gelelim kitapları alma sebeplerime.
DEX yayınları kitaplarından en çok memnun kaldığım yayın evidir. Çevirisi, kapak tasarımları, yazının puntosu ve özellikle çevirmek üzere seçtikleri kitaplarla sürekli takip ettiğim bir yayın evi.
Jennifer ve mitoloji hastası biri olarak elbette okumak için çıldırma arifesine geldiğim ama bir taraftan da serinin son kitabı olduğundan okumamak için kendimle savaştığım kitap elbette Avcı. Başlayanlar ise çok sevgili arkadaşım Hazal'ın, yani Binbir Evren blogunun sahibinin tavsiyesiyle aldığım kitaplardan biri. Beni Seç ise severek takip edilen bir seri olduğundan almak istediğim bir kitaptı. Sepete atıp atıp çıkartıyordum en sonunda almaya karar verdim. Neden daha önce almadığımı bile bilmiyorum.
Evet, Kuralsız. Uyumsuz yorumunu ne kadar yapamasam da ikinci kitabı almamdan beğendiğimi anlamışsınızdır zaten. Yorumsuz kalmayacağı için çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Uyumsuz beklentimden yüksekteydi. Kağıttan Kentler'in üzerinde düşünmeye bile gerek duymadım. Hatta konusunu bile bilmiyorum. John Green'in diğer iki kitabını zevkle okuduktan sonra bunu almasam ayıp oldurdu. Güzel olacağından neredeyse eminim.
Kağıt Kız'ın neyi anlattığını, türünü vs. hiçbir şey bilmiyorum kitap hakkında. Yazarı bile tanımıyorum. Ama bir yerde gözüme takılan "Kitapları 10 milyonun üzerinde sattı, 33 dile çevrildi." yazısından sonra atıverdim sepete. Mürekkep Yürek ise yine çok sevdiğim arkadaşım Hazal'ın önerisiyle üstünde araştırma bile yapmadan aldığım bir kitaptır. Aldığım kitapların arasında en kalın olanı. Güzel olacağından eminim. Kısa zamanda okuyacağım ancak yorum işi ne olur bilmiyorum.
Son olarak ben şimdiye dek tüm alışverişlerimi D&R'dan yaptım ve bugüne kadar kargonun gecikmesi, kitapların eksik veya yaralı gelmesi falan gibi şikayetlerin hiçbiriyle karşı karşıya gelmedim. Ancak bu sefer resimde de gördüğünüz gibi kitapta büyük olmasa bile derin bir yara var. Hatta sayfaların içine geçmiş izi 15-20 sayfa kadar izi rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Yazımın okunmasında hiçbir sıkıntı yok ancak eminim içinizde beni anlayacaklar olacaktır, okuyacağım kitabın temiz ve sorunsuz olmasını tercih ediyorum bende.
Kargo şirketiyle alakalı olup olmadığını da kontrol ettim, paketin dışında hiçbir zedelenme yoktu, üstelik kitap kenarlarda değil tam ortadaydı. Belli ki paketlenmeden önce oluşmuş bir sorun. Umarım bir daha karşıma çıkmaz çünkü gerçekten rahatsız ediciymiş, daha önce karşılaşmadığım için bu duyguyu pek bilmezdim.
Bu alışverişimde topladığım ganimetler bunlardı. Çok mutlu hissediyorum elbette. Ancak en büyük sorunum önce hangi kitapla başlasam.
Yorumları en yakın zamanda yapmak için gayret göstereceğim. Tekrardan görüşmek üzere, kitaplı günler dilerim :)17 Ocak 2014 Cuma
Kitap Alışverişi #3
Kargom nihayetinde geldii. Çok güzel bir günün üstüne kitaplarıma kavuşunca nasıl mutlu oldum belli değil :D
Saplantıyı almayı çok istediğimi Son Zamanlarda etkinliğinde söylemiştim zaten. Jennifer'ın büyük hayranı olunca tabi Saplantı'yı okumadan geçmek olmaz.
Evet Saplantı'yı çok merak ediyordum ama en az onun kadar merak ettiğim bir kitap olan Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'nın yazarından Araf'ı okumaya başladım.
Kemikler Şehri postumda zaten seriye devam edeceğimi belirtmiştim. Çokta beklememek lazım hemen aldım 2. kitabı. Seri çabuk bitmesin diye kitapları teker teker almaya özen gösteriyorum.
Ve Uyumsuz, kitabın özetini okumuş ve çok etkilenmiştim. Siparişi verdikten sonra hakkında birkaç kötü şey duydum ancak okumadan yorum yapmak doğru olmaz tabii.
En kısa zamanda okuyup yorumlamak istiyorum. Herkese iyi ve kitaplı hafta sonları dilerim :)
23 Kasım 2013 Cumartesi
Ölümcül Oyuncaklar #1 Kemikler Şehri - Yorum
Süper yakışıklı erkek karakter listenizde yer açın, Jace tahtın yeni sahibi olmaya geliyor!
Bu kitap tamamen rastlantı üzerine keşfedilmiştir. Takip ettiğim bloglarda bolca yorumunu görmeme rağmen merak etmediğim bir kitaptı. Keşfediş hikayemi ise alışveriş postumda anlatmıştım.
Filmini izleyip beğenmeyen kitabının yanında fos kaldığını düşünen onlarca yorum okuduktan sonra haliyle kitaptan beklentim bir o kadar yüksekti. Ve beklentim son zerresine kadar karşılandı. Öncelikle yazara isim konusunda hayran kaldım. Serinin ismi olsun kitapların ismi olsun cidden çok orijinal, bayıldım.
İçeriğe gelecek olursak, bu tip serilerde genelde ana karakter kız olurdu ve kızın gözünden okurduk biz kitabı. Ha, işte bu kitap o kitaplardan değil. Üçüncü kişinin ağzından anlatılmış kitap Bu farklılığın yapılması çok iyi olmuş bence.
Jace'in filmde çok yanlış yansıtıldığını düşünüyorum. Kitaptaki Jace tamamen kendini beğenmiş biri. Filmdeki ise aşk acısı çeken erkek tiplemesi gibiydi. Bad boys dedikleri karakterleri sevdiğimden olsa gerek kitaptaki Jace'e hayran kaldım. Simon'ı filmde çok sevmiştim kitapta o kadarda harika biri olmadığını düşünmeye başladım. Clary ise tutarlı. Karakterin en sevdiğim özelliği bu oldu. O erkekten ona koşmak yerine en azından ne hissettiği belli.
Yazarın anlatımında ve kurguda hiç eksik ve hata göremedim açıkçası. Çevirisi de başarılıydı. Elimden bırakmadan okudum, çok akıcı ve sürükleyiciydi. Bir sonraki alışverişimde Küller Şehri'ni de alacağım ve seriye kesinlikle devam edeceğim.
Fantastik sevip de artık klasikleşmiş kurgulardan sıkılanlara şiddetle tavsiye edilir. Vampirlere ve kurt adamlara başka bir gözle bakılmış. Kitabın sonunda ise yine sinirden çatladım. Yahu tamam kitabı can alıcı bir noktada bırakırsın ama bu resmen can çıkartmak olmuş. Bir de ilk kitabı ilk çıktığında okuduğumu düşünüyorum da insan çıldırır.
Kısacası bu kitabı okuyun pişman olmazsınız diyorum.
18 Kasım 2013 Pazartesi
Kitap Alışverişi #2
Kargom elime geçen pazartesi ulaşmıştı ancak sınavlardan ve okuldan zaman bulup paylaşamadım bir türlü.
En üstteki o incecik kitap Melez Sözleşmeleri serisinin yorumlarında muhtemelen bahsettiğim konuyla ilgili. Jen mitoloji sevdamı yeniden ortaya çıkarınca bende en sevdiğim tanrıça hakkında daha fazla bilgi edinmek istedim ve Avcı Tanrıça - Artemis kitabını buldum ve satın aldım.
Tam bir Jen tutkunu olarak söylememe gerek var mı bilmiyorum Köken'i iple çekiyordum ve nihayet ellerimde! Öyle ki kapağı bükülecek diye açmaya korkuyorum bırakın okumayı. Sanırım biraz daha bekleteceğim, en azından sınavları atlatıp tamamen kitaba yoğunlaşacağım bir zaman okurum.
Atlantis'in Yükselişi, en yakın arkadaşım bana hediye olarak serinin ikinci kitabını bulup getirmişti bende ilk kitabını kendim aldım. Yine mitolojik bir seri diye düşünüyorum isminden yola çıkarak sırf bu yüzden düşünmeden okuyabilirim.
Ve Kemikler Şehri... Sıkıntıdan ölmek üzere olduğum bir gün filmini gördüm. En sevdiğim üç oyuncuyu(Jonathan Rhys Meyers, Jamie Campbell Bower ve Robert Sheehan) kadroda görünce inanın özetine bile bakmadan izledim filmi. Filmin bariz eksikleri vardı ancak bu senaryoyla ilgili değildi. O yüzden kitaplarını okumayı kafaya koymuştum. Bir çok okuyucu filmin kitabın yanında vasat olduğunu düşünüyordu. Bende filmi bu kadar beğendiysem kitabı kesinlikle okumalıyım dedim ve aldım.
Üzerinden bir hafta geçtiği için e tabi ben o sürede boş durmadım ve Kemikler Şehri'ni bitirdim bile. Ama yorumlanmak için sırada Aşk Adında Hayat var ve hiç zamanım yok. Kısa sürede yorumları toplu halde yapmayı planlıyorum.
Kitaplı haftalar dilerim!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










