Merhabalar! Bu kez Kurtlara Söyle Eve Döndüm yorumuyla karşınızdayım. Hayatım boyunca yaptığım en zor yorum olacak muhtemelen. Aslında yorum bile girmeyecektim fakat kendimi tutamadım çünkü bir şekilde herkes bu kitapla tanışmalı bana göre. Pekala, izninizle yoruma geçiyorum.
Konusunu anlatmakla başlayayım. Öncelikle kitabımız 80lerde geçiyor. Ana karakterimiz June, annesi babası ve ablası Greta ile birlikte yaşıyor. Finn isminde bir dayısı var, fakat Finn June için dayıdan çok öte biri. June'un en yakın arkadaşı hatta şu dünyada en çok önemsediği insan. Maalesef Finn AIDS hastası, ölmek üzere. Ayrıca Finn eşcinsel ve mükemmel bir ressam. Üzülerek söylüyorum ki Finn ölüyor, ama bu kesinlikle spoiler değil zaten bunu ilk sayfadan biliyorsunuz. June en yakın arkadaşını kaybediyor, ama onu asıl yıkan darbe bu olmuyor. Finn'in eşcinsel olduğu herkesçe bilinen bir şey fakat June Finn'in erkek arkadaşının -annesinin deyimiyle 'özel arkadaşının'- varlığından haberdar değil. Bunu öğrenince Finn'i dünya üzerinde en iyi tanıyan insanın, onu en çok seven insanın kendisi olmadığını öğreniyor ve yıkılıyor. Ayrıca ailesi Toby'den -Finn'in erkek arkadaşından- nefret ediyor. Bir gün Toby bir şekilde June'a ulaşıyor ve June'la aralarında Finn'in hayaletinden dolayı bir ilişki kuruluyor. Bu resmen yasaklı bir dostluk çünkü ailesi öğrenirse June'un başı büyük belaya girecek fakat onu bunu yapmaya iten başka sebepler var tabii.
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2015 Perşembe
15 Şubat 2014 Cumartesi
Atlantis'in Yükselişi ve Atlantis'in Uyanışı - Yorum
Nihayet kaç zaman önce okuduğum şu kitapları yorumlayabiliyorum. Öncelikle yorumum çok ayrıntılı olamayacak çünkü dediğim gibi okuyalı o kadar çok oldu ki ayrıntılı yorum yapacak kadar aklımda kalmadılar.
Yorumlanmayı bekleyen 6 tane falan kitap var bende de onlara ayıracak vakit yok. Bende işime gelen en kısa şekilde gruplayarak yorumlamaya karar verdim.
Öncelikle bu kitapları elime aldığımda beklentim gerçekten çok çok yüksekteydi ama bunu karşılayamadılar. Cinsel anlatımların durumunu kitabın savaşçılar üzerine olmasına vermek gerek. Zaten çokta rahatsız edici değildi. Ama oldukça boldu.
Karakterleri beğendim ancak akılda kalıcı özellikleri yoktu. İsimlerinin dışında hiçbir şey hatırlamıyorum. Ayrıca bazı Poseidon sahneleri nedendir bilinmez bana saçma geldi. Özellikle ilk kitaptakiler.

Okunur mu? Evet. Boş zamanınız vardır ve düşünmek yerine kendinizi kurgunun akışına bırakıp rahatlamak istiyorsunuzdur, bu kitap böyle bir durumda olanlar için oldukça ideal. Ancak heyecan ve sürekli bir akıcılık arayanlara maalesef tavsiye edemeyeceğim.
Yayın evine gelirsek, zaten Martı her zaman sevdiğim ve övdüğüm bir yayın evi olmuştur. Beni yine yanıltmadı, çevirisinden tutun kitabın baskısından kalitesine kadar her şey on numaraydı.
**Sırf mitoloji için aldığım kitaplardan biriydi. Eğer sizde mitoloji bolluğu arıyorsanız benim gibi yanılgıya düşmeyin. Çünkü mitoloji adına neredeyse hiçbir şey yoktu.
23 Kasım 2013 Cumartesi
Okumaya Başladım #2 - Atlantis'in Yükselişi
Okuduysanız yorumlarınızı bekliyorum. Ne düşünüyorsunuz kitap ve yazar hakkında, paylaşırsanız sevinirim.
Kitaplı hafta sonları!
18 Kasım 2013 Pazartesi
Kitap Alışverişi #2
Kargom elime geçen pazartesi ulaşmıştı ancak sınavlardan ve okuldan zaman bulup paylaşamadım bir türlü.
En üstteki o incecik kitap Melez Sözleşmeleri serisinin yorumlarında muhtemelen bahsettiğim konuyla ilgili. Jen mitoloji sevdamı yeniden ortaya çıkarınca bende en sevdiğim tanrıça hakkında daha fazla bilgi edinmek istedim ve Avcı Tanrıça - Artemis kitabını buldum ve satın aldım.
Tam bir Jen tutkunu olarak söylememe gerek var mı bilmiyorum Köken'i iple çekiyordum ve nihayet ellerimde! Öyle ki kapağı bükülecek diye açmaya korkuyorum bırakın okumayı. Sanırım biraz daha bekleteceğim, en azından sınavları atlatıp tamamen kitaba yoğunlaşacağım bir zaman okurum.
Atlantis'in Yükselişi, en yakın arkadaşım bana hediye olarak serinin ikinci kitabını bulup getirmişti bende ilk kitabını kendim aldım. Yine mitolojik bir seri diye düşünüyorum isminden yola çıkarak sırf bu yüzden düşünmeden okuyabilirim.
Ve Kemikler Şehri... Sıkıntıdan ölmek üzere olduğum bir gün filmini gördüm. En sevdiğim üç oyuncuyu(Jonathan Rhys Meyers, Jamie Campbell Bower ve Robert Sheehan) kadroda görünce inanın özetine bile bakmadan izledim filmi. Filmin bariz eksikleri vardı ancak bu senaryoyla ilgili değildi. O yüzden kitaplarını okumayı kafaya koymuştum. Bir çok okuyucu filmin kitabın yanında vasat olduğunu düşünüyordu. Bende filmi bu kadar beğendiysem kitabı kesinlikle okumalıyım dedim ve aldım.
Üzerinden bir hafta geçtiği için e tabi ben o sürede boş durmadım ve Kemikler Şehri'ni bitirdim bile. Ama yorumlanmak için sırada Aşk Adında Hayat var ve hiç zamanım yok. Kısa sürede yorumları toplu halde yapmayı planlıyorum.
Kitaplı haftalar dilerim!
21 Ekim 2013 Pazartesi
Dünyanın en güzel hediyeleri!
Benim gibi birine gelebilecek en mükemmel hediye nedir? Kitap, kitap, kitap! Ha bir de ayraç tabii.
Benim biricik arkadaşım Ezgi kurban tatilinden dönerken beni de unutmamış yanında bu cicileri de getirmiş. Ona ne kadaaaar teşekkür etsem azdır. Ancak bu kadar memnun olabilirdim sanırım.
Kendisinin biraz ondan biraz bundan bloguna ulaşmak için, tıktık!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




