Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yabancı Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2015 Cuma

Anna And The French Kiss #2 Lola ve Komşu Çocuk - Yorum ve Alıntılar

Merhabalar millet! Lola yorumuyla karşınızdayım.
Konusundan spoiler vermeden bahsedebileceğimi sanmıyorum. O yüzden bu seferlik pas geçiyorum ve doğrudan yorumuma başlıyorum.


Bu kitabı en geç okuyanlardan biriyim muhtemelen bu yüzden çok çok büyük bir beklentim vardı. Karşıladı mı? Büyük çoğunlukla evet.
Ben ayrıntılara çok önem veren biriyim bu yüzden minik şeyler gözüme batabiliyor. Buna hemen bir örnek verebilirim.
Lola'yı bir kerecik orada burada gördüyseniz, meşhur repliği kaçırmış olmanız imkansız. Öyle ki repliğin şanı kitaptan önce yürüdü.

"Eğer ben yıldızlarsam, Cricket Bell koskoca galaksiler eder."

20 Ocak 2014 Pazartesi

Providence Üçlemesi #1 Araf - Yorum



Araf, Jamie'den beklediğim gibi bir kitaptı. Açıkçası Tatlı Bela Ve Ayaklı Bela'dan sonra onu gayet iyi tanıdığımı düşünüyorum. Çünkü kitapta olmasını beklediğim çoğu şey oldu. Şaşırmadım, şok olmadım diyemem. Bazı sahneler gerçekten çok akıllıca yazılmıştı ki hepsinde yerimden zıpladım. Sadece kitabın çok kuru kuru bittiğini düşünüyorum. En başı ise tam tersiydi. İlk sayfayı okudum, çevirdim ve diğer sayfayı okumaya başlamamla ağlamaya başlamam bir oldu. Yahu okuyucu ağlatılır da ilk sayfadan mı ağlatılır be Jamie, ha? 

Tam diyordum ki, Jamie ilk defa nefret ettiğim bir ana karakter yaratmıştı Tatlı Bela'da, bu kitapta ise tam tersi olacağa benziyor. Tam Nigh'ı -Evet, ona bu isimle seslenmeye bayılıyorum. Bundan neden hoşlanmadığına dair en ufak bir fikrim yok.- seveceğime inanmış onu da bağrıma bastığım diğer karakterlerin arasına alıyordum ki o büyük ve geri dönülemez hatayı yaptı. 

Birilerini korumak için sevdiği adamdan/kadından vazgeçen karakterler bu olay yaygınlaşmadan önce sinirimi bozmaktan öteye geçemiyordu ancak gittikçe arttı ve klişeleşti. O kadar çok karşıma çıktı ki artık nefret ettim. Nigh'dan nefret etmiyorum, Abs kadar değil en azından ama ona karşı tüm sempatimi de kaybettim açıkçası.

Jared'a gelecek olursak, Travis gibi efsane bir erkek karakter bekliyordum ve Jamie bu beklentimi büyük oranda karşıladı. Ama onda da hoşuma gitmeyen özellikler yok değil. Mesela Nigh'a sürekli "İyi misin?" diye sorması bir yerden sonra çok gözüme batmaya başladı. Anlıyorum korumacı özelliği çok gelişmiş -Sonuçta görevi bu değil mi?- ancak bu abartıya kaçıyordu. Sanki kız sürekli kafasına dayanmış bir namluyla geziyor gibi -Aslına bakarsanız bunun bir kısmı doğru.- davranıyordu. Bu özelliği dışında Jamie'nin mükemmel erkek profiline tamamen uyuyordu. (Ki Jamie'nin mükemmel erkek profili Travis oluyor.)

Ryan en başından beri illet ettiğim bir karakterdi. Yahu bir insan bu kadar mı yapışık olur? Git diyorsun gitmiyor, sus diyorsun susmuyor. Yok efendim neymiş savaşacakmış. Nereye savaşıyor anlamıyorum ki kimin ne olduğu açıkça ortada değil mi? Onun için bu kadar kelime kullanmam bile fazla bence o derece nefret ettim siz düşünün artık.

Claire'e gelecek olursak. Kendisi benim kitap boyunca en sevdiğim karakter oldu. Nigh ne kadar gözümden düşse de hep onların arasının çok yakın olmasını bekledim. Erkek arkadaşının kız kardeşiyle yakın olmak kulağa çok hoş gelmiyor mu? Gerçi Claire'e görümceklik de-Görümce ve örümceğin karışımı olan bu kelime benim sözlüğümde görümcenin kötü şeyler yapması anlamına geliyor.- yakışırdı. Claire gibi güçlü, zeki, dakik ve kendi başının çaresine bakabilen kız karakterlere hep hayran kalmışımdır. O da bunun en büyük örneğiydi benim gözümde. Yaşı ve cinsiyeti itibariyle herkesin hor göreceği biri ancak o kendini bu konuda çoktan ispatlamış. Kitabın yarısından fazlasında gözlerim Claire'in adını aradı. Çoğu kişinin aksine Jared sahnelerinden çok Claire sahnelerini iple çektim diyebilirim. 

Kurgu fantastik ögeleri göz önünde bulundurmadığımız da çok basit gibi görünüyor gözümüze. Bilirsiniz klasik aşk hikayelerinden biri gibi. Sanki hiç aksiyon olmayacak gibi. Zaten benim gözümde Araf'ın Tatlı Belada'dan bir tık önde olmasının en büyük sebebi buydu. Fantastik ögeler Tatlı Bela'ya ek olarak heyecan katmış kitaba. Gerildiğimi, heyecanlandığımı, henüz sayfanın sonunu okumadan diğerine geçtiğimi sonrasında 'napıyorsun sen?' diyerek atladığım kısmı okuduğumu ve adrenalin hormonunu her zerresine kadar hissettiğimi bilirim. 



Ayrıca kitabın ilk ve son sayfalarında bunlardan vardı. Yanılmıyorsam Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'da da böyle bir jest yapılmıştı. Böyle şeyler çok hoşuma gidiyor. Kitabı okumaya başlamadan önce kapak hakkında yorumum kar küresinin bahsinin bir yerde geçeceği yönündeydi. Hediye ya da en azından sohbet vs. gibi ama olmadığı için biraz hayal kırıklığına uğradım. Kitabın melekler hakkında olduğunu bilmiyordum çünkü arka kapak yazılarını okumuyorum ve kitapları araştırırken içeriklerini okumamaya özen gösteriyorum. 

Araf'ı zevkle okudum. Küçük bir kaçamak yapmak isteyip saatlerce başından kalkamayacağınız bir kitaptır bu. Fantastik seviyorum ama kuru kuru da gitmiyor diyorsanız, aşkla harmanlanmış macerayı tatmak istiyorsanız bu kitap sizin için yazılmış olabilir. Bence hemen bir kitapçıya koşup kitabınızı edinin ve okuduğunuz her kelimesinde önce Jamie'ye, sonra da onu bize verdiği için Allah'a teşekkür edin.

17 Ocak 2014 Cuma

Okumaya Başladım #3 - Araf


Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'ya bayılmıştım. Sıra Araf'a geldi. Hakkında çok güzel şeyler duydum, yazarın diğer iki kitabını da çok başarılı buluyordum zaten. İkisi birleşti ve bir de bakmışım ki sepetimde ki yerini bulmuş. Üstelik ayracını da çok hoş buldum. En kısa zamanda yorumunu yapabilmem dileğiyle :)

Kitap Alışverişi #3


Kargom nihayetinde geldii. Çok güzel bir günün üstüne kitaplarıma kavuşunca nasıl mutlu oldum belli değil :D

Saplantıyı almayı çok istediğimi Son Zamanlarda etkinliğinde söylemiştim zaten. Jennifer'ın büyük hayranı olunca tabi Saplantı'yı okumadan geçmek olmaz.

Evet Saplantı'yı çok merak ediyordum ama en az onun kadar merak ettiğim bir kitap olan Tatlı Bela ve Ayaklı Bela'nın yazarından Araf'ı okumaya başladım. 

Kemikler Şehri postumda zaten seriye devam edeceğimi belirtmiştim. Çokta beklememek lazım hemen aldım 2. kitabı. Seri çabuk bitmesin diye kitapları teker teker almaya özen gösteriyorum.

Ve Uyumsuz, kitabın özetini okumuş ve çok etkilenmiştim. Siparişi verdikten sonra hakkında birkaç kötü şey duydum ancak okumadan yorum yapmak doğru olmaz tabii. 

En kısa zamanda okuyup yorumlamak istiyorum. Herkese iyi ve kitaplı hafta sonları dilerim :)



1 Kasım 2013 Cuma

Beautiful Serisi #2 Ayaklı Bela - Yorum



Abby'den sonra kendinizi Travis'in kollarına bırakmaya hazır olun! Ayaklı Bela aşkın diğer yüzüyle okuyucunun karşısında. Travis'e bir daha aşık olacaksınız!

Bu kitabı yorumlamak için hiç acele etmedim iyice sindirmek istedim sanırım. Travis'in gözünden okumak gerçekten çok iyi geldi. Yani Abby'e gıcık olmamın çok haklı sebeplerini bir daha görmüş oldum. Tatlı Bela yorumumda Abby'e olan nefretimi açık açık belli ettiğim için bir daha o konuya girmek istemiyorum. 

Parker tamda düşündüğüm gibi iğrenç bir karaktermiş. Düşüncelerim ilk kitaptakine kıyasla pek değişmedi sadece Travis'in çok daha harika bir erkek olduğunu kavradım. Ama kitabın sonundaki ek kısım yani ilk kitapta olmayan kısımlardan pek hoşlandığımı söyleyemem. Tamam elbette karakterlerin mutlu olmasını isterim bende ama o şekilde değil yahu. O kadar ileri gidilmesi hoşuma gitmedi keşke yazar hiç ekleme yapmasaymış.

Çok uzun bir yorum olamayacak çünkü ilk kitabın olay kurgusu bakımından tekrarı ilk kitapta ne dediysem aynısı yeniden geçerli.

Alıp okumazsanız çok şey kaçıracağınız bir kitap bu. Önceden de söylemiştim yeniden söylüyorum. Ben günümüz aşk romanlarını okuyamıyorum. Sıkılıp kitabı bir kenara atasım gelir ama hem Tatlı Bela'yı hemde Ayaklı Bela'yı bir an olsun elimden bırakmak istemedim. Yorumlar okul şartlarından dolayı geç gelse de kitabı iki günde bitirmiştim. Son derece akıcı, üstelik Tatlı Bela kurgusunu tekrarlasa bile sıkmıyor okuyucuyu. Aynı olayları bambaşka bir dünyadan izliyor gibi hissediyorsunuz. 

Tatlı Bela'dan alıntılar okumak için tıktık!

10 Ekim 2013 Perşembe

Beautiful Serisi #1 Tatlı Bela - Alıntılar


Yorgun ve hoşnut bir gülümsemeyle, "Amma da etkileyici bir ilk öpücüğün varmış," dedim.
Yüzümü süzüp yanıt verdi, "Senin son ilk öpücüğün."

Trav: "Berbat bir halde olduğumuzu biliyorum tamam mı? Ben dürtüsel davranıyorum ve çok fevriyim ve senin için daha önce kimse için hissetmediğim şeyleri hissediyorum. Sen bir an benden nefret ediyormuş gibi davranıyorsun, bir sonraki an beni istiyorsun. Ben hiçbir şeyi doğru yapamıyorum ve seni hak etmiyorum... ama seni köpek gibi seviyorum Abby. Seni daha önce kimseyi ya da hiçbir şeyi sevmediğim gibi seviyorum. Sen yanımdayken içki ya da para ya da dövüş ya da tek gecelik ilişkilerin bir değeri kalmıyor... tek ihtiyacım olan sensin. Tek düşündüğüm sensin. Tek hayal ettiğim sensin. Tek istediğim sensin."

Chris Abs'e Trav ile yattığını ima edince Trav Chris'i bir güzel döver ve: "Bundan sonra ona bakman bile yeter, anladın mı bok parçası? Bir bakış atsan bile siktiğimin çeneni kırarım!"

Gözyaşlarıyla mücadele etmek için gülümsedim. "Gelecekteki karınla tanıştığında bütün bunlar için bana teşekkür edeceğine elli papeline bahse girer misin?" 
Travis'in kaşları çatıldı ve yüzü düştü. "Bu fazla kolay bir iddia. Evlenmek isteyebileceğim tek kadın an önce kalbimi kırdı."

Travis'in Brad'e neredeyse kafasını delecek bir yoğunlukla baktığını gördüm. "Eğer kadınımın yanından çekilmezsen, senin o lanet olası gırtlağını koparırım. Tam burada, dans pistinde."

Trav Abs'i kaçırır:
"Babanı arayacağım!" diye bağırdım. Travis yüksek sesle güldü. "Ve o da büyük ihtimalle omzumu sıvazlayıp zamanının çoktan gelmiş olduğunu söyler."

"Az önce bana evlenme teklif ettin," dedi, hala numara çevirdiğimi itiraf etmemi bekliyordu. "Farkındayım."
"Az önceki konuşma gerçekti biliyorsun değil mi? Az önce, yarın öğlene Vegas'a iki bilet satın aldım. Bu da yarın gece evleneceğimiz anlamına geliyor."
"Teşekkürler."
Gözlerini kıstı. "Pazartesi günü sınıfa Bayan Maddox olarak gideceksin."
"Ah," dedim etrafıma bakınarak.

"Seni o kadar çok seviyorum ki Güvercin," dedi beni tekrar tekrar öperken. "Sadece bundan elli yıl sonra hala pokerde canına okuyor olacağımı unutma yeter," deyip kıkırdadım.
Gülümsedi, muzaffer bir şekilde. "eğer seninle altmış ya da yetmiş yıl geçirmek anlamına gelecekse bebeğim, elinden geleni ardına koyma."

Beautiful Serisi #1 Tatlı Bela - Yorum


!!Spoiler içerikli olabilir!!

Bu kitap benim resmen 'ilklerimle' dolu.. İlk defa bir kitabı hiç düşünmeden sepete attım. Ayrıca ilk defa kitap boyunca ana karaktere sinir oldum. Evet, Abs'den bahsediyorum. Kendisine kitap boyunca bol bol küfür ettim sanırım.

Korkularını ve endişelerini anladım ancak Travis onun için onca şey yaparken şu dünyada bulabileceği ne kadar saçma neden varsa onların arkasına saklanarak onu reddediyor.

Hayır yani daha kitabın başında hiç tanımadığı etmediği bir adamın evine gidip, odasında kalmakla yetinmeyip aynı yatağa yatmış bir insan, okulda kankagili -kanka ve sevgilinin karşımı ilişki ehehe:D- takılan kız bir türlü aptal gururundan sıyrılıp, 'biz arkadaşız' kısmını atlayıp 'sevgiliyiz' kısmına geçemedi. En gıcık olduğum insan tipidir sanırım.

Parker aslında gözle görülür bir kötülük yapmasa bile o adamdan kitaba ilk girdiği andan beri soğuktum. Bana çok itici geliyordu açıkçası, Abs'e -Parker'a gıcık olsam da Abby'e böyle seslenmesini seviyordum- karşı olan sevgisi çok yapmacıktı. Aldığı hediye mesela resmen, 'ben zenginim ve sana çok pahalı bir hediye aldım, çünkü aptal kızlar parlak hediyelerden hoşlanır' diye bağırıyordu. Tabi parlak şeylerden hoşlanan kızlara aptal demiyorum ama Parker'ın bu yaptığı Abs'i aptal yerine koymaktı bence. 

Abs iddiayı kaybedip orada kalmaya başladığı sırada her gece Trav'e sarılıp yatarken Parker'la buluşmasına da diyecek bir şey bulamıyorum açıkçası. Abs'i hiç sevemedim. Parker deseniz benden uzak kalsın. Trav'in elbette hataları vardı ama en azından o sevgisinin arkasında kaldı her zaman. America ise her zaman çok sevdiğim bir karakter oldu. Nerede ne zaman durması veya devam etmesi gerektiğini çok iyi bilen oturaklı bir karakterdi. Shep ise ilk başta sinirlerimi bozsa da sonrasında onu da çok sevdim.

Kitap beni benden aldı yorumu çok geç olsa da kargomun geldiğinin iki gün sonrasında bitirmiştim kitabı. Yazım çok akıcıydı. Anlatım tarzı çok etkileyiciydi ve diyaloglar çok komikti. Çok güldüm çok eğlendim bu kitabı okurken.

Tatlı Bela ile ilgili bir ilkim daha var. Bu benim severek ve sıkılmadan okuduğum tek aşk kitabı. Maceranın korkunun fantastik kurguların içinde aşkı çok rahat okuyorum. Hatta tarihle alakası olmayan bir insan bile olsam tarihi aşk okuyabildiğimi keşfettim bu yaz. Ama sıkılmadan sayfaları atlamadan bir günümüz aşk romanı okuduğum olmamıştı. Tatlı Bela yine bir ilke imza attı bende.

Kütüphaneden aldığım kitap yüzünden -aslında kitaplarımın erken bitmesine dayanamadığım için- Apollyon'u okumaya ara verdim. Apollyon'dan sonra hemen Ayaklı Bela'ya başlayacağım. 

Normalde günümüz aşk romanı okuyabiliyorsanız, bu kitabı ayıla bayıla okursunuz. Dediğim gibi beni bile bir gün içinde bitirebilecek kadar etkilediyse sizi uçurur. Yazarımız gerçekten oldukça başarılı anlatımını çok beğendim. Bir an olsun sıkmadığını düşünüyorum okuyucuyu. Gereksiz tahliller ve diyaloglarla boğmadan vermiş konuyu, işte bunu çok seviyorum.

Abs'e olan nefretim bir yana, Travis Maddox gerçeği herkes gibi beni de sarstı. Erkek karakterlerdeki bu koruyuculuk hatasını sevmiyorum. Kız arkadaşına yan bakan biri yüzünden kız arkadaşını "o sana neden öyle baktı?", "tanışıyor musunuz?" gibi sorularla boğan karakterleri hatalı buluyorum. Eğer çok kıskandıysan kız arkadaşını gidip oğlandan çıkar acını canım, niye kızın üstüne gidiyorsun. Trav ise tam olarak böyle yaptı. Gidip adamı dövüp geldi, olay budur yani.

1 Ekim 2013 Salı

Kitap Alışverişi #1


Kitaplarım geldi ve tahmin edeceğiniz üzere dehşet derecede mutluyum ve midemde bayram edecek, yeni kitaplara bizim kadar biz kitap yiyenlerin mideleri de seviniyordur muhtemelen. 

Aslında bu benim için bir ilk oldu çünkü ilk defa bir serinin hiçbir kitabını okumadan ikisini birden aldım. Melez Sözleşmeleri'nden bahsetmiyorum. Tatlı Bela ve Ayaklı Bela. Sadece takip ettiğim bloglardan okuduğum kadarıyla hiç düşünmeden sepete attım ve şuan elimdeler. İlk olarak Safkan'a başladım.

Biliyorum, biliyorum... Aşk Adında Hayat'ı okuyordum ve henüz bitmeden yeni bir kitaba başlayacağım.. Ama yapabileceğim pek de bir şey yok Jennifer'ı çok seviyorum ve onun kitapları hep önceliğim olacak, diğer bebeklerimden özür dilemem gerek bu noktada :(

Safkan'ın yarısına geldim şimdiden ve Melez Yorumunda(Bu arada okumadıysanız okumak için, tıktık!) söylediklerimi göz önüne alırsak tükürdüğümü yalıyorum bu kitapta. Aiden&Alex ilişkisini destekliyorum demiştim ben değil mi? Yok ya yok, Seth gibisi yok. Adam bi kere Apollyon yani hastası oldum onun. Benim bu sürekli değişen duygularım burcumla alakalı olabilir elbette ama ben bütün suçu Jennifer'a atıyorum. Karakterleri öylesine donanımlı ki okuyucu ne yapacağını kimi seçeceğini şaşırıyor.


-SPOILER- 

Lux serisinde de öyle. Blake'in Katy'e yapmadığı kalmadı ama ben hala onu çok seviyorum.

-BİTMİŞTİR EHE :D-

Safkan o kadar heyecanlı ki matematik dersinde sıramın köşesinde bekletiyorum. Soruyu yazıp çözdükten sonra hocayı dinlemeyi bırakıp iki cümle daha okusam derdine düşüyorum. Yakın arkadaşlarım bu durumdan pek memnun değil maalesef. Onlarla konuşup dedikodu yapmak yerine Seth'i ve Aiden'ı seçiyorum yakında kitaplarımı alıp saklayacaklar diye korkuyorum. 

Bol kitaplı günler dilerim :)

20 Eylül 2013 Cuma

Sokak Kedisi Bob - Yorum




"Çok harika, okumazsan çok şey kaybedersin, bunun kadar mükemmelini görmedim!" diyebileceğim bir kitap değildi açıkçası. Evet beğendim, okunmaya değecek ve sıkılmayacağınız bir kitaptır kendisi ancak bir o kadar da okumanız gerekiyor kesinlikle diyemem. Güzel bir dostluğu anlatıyor. Yalnız çaresiz ve uyuşturucu tedavisi gören bir adamı o hayattan çekip çıkarıyor sevimli kedi Bob. 

Aksiyonu hissetmiyorsunuz ve yazar sizi ileri ki sayfaya itmiyor ama siz o sayfaya gönülsüz de geçmiyorsunuz. Kitap Yiyenler için atıştırmalık bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Hani bazen bir şeyler yemek istersiniz ama aç olduğunuz için değil canınız istediği için. İşte o tip zamanlarda rahatlıkla mideye indirebileceğiniz bir kitaptır bu. 

Harika değil ama bu vasat olduğu anlamına da gelmiyor. Ben geçiş döneminde sıkılmadan okudum ve Top 10 listeme girmese de beğendiğimi söyleyebilirim.