!!Spoiler içerikli olabilir!!
Bu kitap benim resmen 'ilklerimle' dolu.. İlk defa bir kitabı hiç düşünmeden sepete attım. Ayrıca ilk defa kitap boyunca ana karaktere sinir oldum. Evet, Abs'den bahsediyorum. Kendisine kitap boyunca bol bol küfür ettim sanırım.
Korkularını ve endişelerini anladım ancak Travis onun için onca şey yaparken şu dünyada bulabileceği ne kadar saçma neden varsa onların arkasına saklanarak onu reddediyor.
Hayır yani daha kitabın başında hiç tanımadığı etmediği bir adamın evine gidip, odasında kalmakla yetinmeyip aynı yatağa yatmış bir insan, okulda kankagili -kanka ve sevgilinin karşımı ilişki ehehe:D- takılan kız bir türlü aptal gururundan sıyrılıp, 'biz arkadaşız' kısmını atlayıp 'sevgiliyiz' kısmına geçemedi. En gıcık olduğum insan tipidir sanırım.
Parker aslında gözle görülür bir kötülük yapmasa bile o adamdan kitaba ilk girdiği andan beri soğuktum. Bana çok itici geliyordu açıkçası, Abs'e -Parker'a gıcık olsam da Abby'e böyle seslenmesini seviyordum- karşı olan sevgisi çok yapmacıktı. Aldığı hediye mesela resmen, 'ben zenginim ve sana çok pahalı bir hediye aldım, çünkü aptal kızlar parlak hediyelerden hoşlanır' diye bağırıyordu. Tabi parlak şeylerden hoşlanan kızlara aptal demiyorum ama Parker'ın bu yaptığı Abs'i aptal yerine koymaktı bence.
Abs iddiayı kaybedip orada kalmaya başladığı sırada her gece Trav'e sarılıp yatarken Parker'la buluşmasına da diyecek bir şey bulamıyorum açıkçası. Abs'i hiç sevemedim. Parker deseniz benden uzak kalsın. Trav'in elbette hataları vardı ama en azından o sevgisinin arkasında kaldı her zaman. America ise her zaman çok sevdiğim bir karakter oldu. Nerede ne zaman durması veya devam etmesi gerektiğini çok iyi bilen oturaklı bir karakterdi. Shep ise ilk başta sinirlerimi bozsa da sonrasında onu da çok sevdim.
Kitap beni benden aldı yorumu çok geç olsa da kargomun geldiğinin iki gün sonrasında bitirmiştim kitabı. Yazım çok akıcıydı. Anlatım tarzı çok etkileyiciydi ve diyaloglar çok komikti. Çok güldüm çok eğlendim bu kitabı okurken.
Tatlı Bela ile ilgili bir ilkim daha var. Bu benim severek ve sıkılmadan okuduğum tek aşk kitabı. Maceranın korkunun fantastik kurguların içinde aşkı çok rahat okuyorum. Hatta tarihle alakası olmayan bir insan bile olsam tarihi aşk okuyabildiğimi keşfettim bu yaz. Ama sıkılmadan sayfaları atlamadan bir günümüz aşk romanı okuduğum olmamıştı. Tatlı Bela yine bir ilke imza attı bende.
Kütüphaneden aldığım kitap yüzünden -aslında kitaplarımın erken bitmesine dayanamadığım için- Apollyon'u okumaya ara verdim. Apollyon'dan sonra hemen Ayaklı Bela'ya başlayacağım.
Normalde günümüz aşk romanı okuyabiliyorsanız, bu kitabı ayıla bayıla okursunuz. Dediğim gibi beni bile bir gün içinde bitirebilecek kadar etkilediyse sizi uçurur. Yazarımız gerçekten oldukça başarılı anlatımını çok beğendim. Bir an olsun sıkmadığını düşünüyorum okuyucuyu. Gereksiz tahliller ve diyaloglarla boğmadan vermiş konuyu, işte bunu çok seviyorum.
Abs'e olan nefretim bir yana, Travis Maddox gerçeği herkes gibi beni de sarstı. Erkek karakterlerdeki bu koruyuculuk hatasını sevmiyorum. Kız arkadaşına yan bakan biri yüzünden kız arkadaşını "o sana neden öyle baktı?", "tanışıyor musunuz?" gibi sorularla boğan karakterleri hatalı buluyorum. Eğer çok kıskandıysan kız arkadaşını gidip oğlandan çıkar acını canım, niye kızın üstüne gidiyorsun. Trav ise tam olarak böyle yaptı. Gidip adamı dövüp geldi, olay budur yani.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder