Merhabalar! Bu kez Kurtlara Söyle Eve Döndüm yorumuyla karşınızdayım. Hayatım boyunca yaptığım en zor yorum olacak muhtemelen. Aslında yorum bile girmeyecektim fakat kendimi tutamadım çünkü bir şekilde herkes bu kitapla tanışmalı bana göre. Pekala, izninizle yoruma geçiyorum.
Konusunu anlatmakla başlayayım. Öncelikle kitabımız 80lerde geçiyor. Ana karakterimiz June, annesi babası ve ablası Greta ile birlikte yaşıyor. Finn isminde bir dayısı var, fakat Finn June için dayıdan çok öte biri. June'un en yakın arkadaşı hatta şu dünyada en çok önemsediği insan. Maalesef Finn AIDS hastası, ölmek üzere. Ayrıca Finn eşcinsel ve mükemmel bir ressam. Üzülerek söylüyorum ki Finn ölüyor, ama bu kesinlikle spoiler değil zaten bunu ilk sayfadan biliyorsunuz. June en yakın arkadaşını kaybediyor, ama onu asıl yıkan darbe bu olmuyor. Finn'in eşcinsel olduğu herkesçe bilinen bir şey fakat June Finn'in erkek arkadaşının -annesinin deyimiyle 'özel arkadaşının'- varlığından haberdar değil. Bunu öğrenince Finn'i dünya üzerinde en iyi tanıyan insanın, onu en çok seven insanın kendisi olmadığını öğreniyor ve yıkılıyor. Ayrıca ailesi Toby'den -Finn'in erkek arkadaşından- nefret ediyor. Bir gün Toby bir şekilde June'a ulaşıyor ve June'la aralarında Finn'in hayaletinden dolayı bir ilişki kuruluyor. Bu resmen yasaklı bir dostluk çünkü ailesi öğrenirse June'un başı büyük belaya girecek fakat onu bunu yapmaya iten başka sebepler var tabii.
3 Aralık 2015 Perşembe
27 Kasım 2015 Cuma
Anna And The French Kiss #2 Lola ve Komşu Çocuk - Yorum ve Alıntılar
Merhabalar millet! Lola yorumuyla karşınızdayım.
Konusundan spoiler vermeden bahsedebileceğimi sanmıyorum. O yüzden bu seferlik pas geçiyorum ve doğrudan yorumuma başlıyorum.
Bu kitabı en geç okuyanlardan biriyim muhtemelen bu yüzden çok çok büyük bir beklentim vardı. Karşıladı mı? Büyük çoğunlukla evet.
Ben ayrıntılara çok önem veren biriyim bu yüzden minik şeyler gözüme batabiliyor. Buna hemen bir örnek verebilirim.
Lola'yı bir kerecik orada burada gördüyseniz, meşhur repliği kaçırmış olmanız imkansız. Öyle ki repliğin şanı kitaptan önce yürüdü.
"Eğer ben yıldızlarsam, Cricket Bell koskoca galaksiler eder."
23 Kasım 2015 Pazartesi
Neptün'den Notlar - Karakterler Hakkında
Merhabalar. Bugün durduk yere blog yazmak istedi canım ve halihazırda bitmiş bir kitabım olmadığı için gevezelik etmeye karar verdim.
Kitap karakterleri, biz okuyucuların dünyasında en az kitabın içeriği kadar yer kaplıyor diye düşünüyorum. Hal böyle olunca yeri geliyor bir karakter yüzünden tüm kitaptan soğuyor insan. Bu yazının belli bir başlığı yok çünkü dediğim gibi gevezelik edeceğim kafama göre konuşacağım.
1) KADIN KARAKTERLER:
Fantastik kitapların kadın karakterlerinde ilk aradığım özellik güçlü olmasıdır. Fiziksel anlamda değil, kişilik olarak. Dik duruşunu hep korumalı, asla pes etmemeli. Yapması gereken şey uğruna çok şeyi feda edebilmeli. Buna verebileceğim en iyi örnek Melez Sözleşmelerinden Alex'tir. Kendisini çok sevmemin nedeni de budur. Diğer bir örnek Uyumsuz'dan Tris. Doğrusu Tris'i bir türlü sevemedim fakat hakkını yiyemem, yukarıdaki özelliklerin tamamını barındırıyor benliğinde.
Verebileceğim diğer bir örnek yakın zamanlarda okuduğum Efsane kitabından June. Kitapta, yapmak istememesine rağmen yapmak zorunda hissettiğinden işin peşini bırakmayan, büyük bir iradeyle yoluna devam eden June'u açıkça gördük zaten.
Yukarıda söylediğim özellik aslında bir çok şeyi kapsıyor fakat ayrıntılı söylemem gerekirse karakterin sulu gözlü olmasından, aşk sarhoşu ya da şıpsevdi olmasından, erkek üstünlüğünü hemen kabul etmesinden ya da hemen hemen her başı sıkıştığında erkek arkadaşına koşmasından pek haz etmiyorum açıkçası. Tabii bu söylediklerimin her birinin istisnaları var. Bunları bir kere yaptı diye karakterden doğrudan soğumuyorum ama bunları sürekli hale getiren karakterlerden de hoşlanmıyorum. Atlantis'in Yükselişi'ni sevmememin en büyük sebebi buydu. Kitaplarımı almadan önce genel anlamda bu kriterlere göre araştırdığım için bu sorunlarla pek karşılaşmıyorum fakat bazen insanın karşısına çıkabiliyor.
2) ERKEK KARAKTERLER:
Konu erkek karakterlerse bad boy tipleri çoğu kişi gibi benim de ilgimi çekiyor ama onlara saplantılı değilim. Yani normal temiz aile çocuklarına da kötü gözle bakıyor değilim.
Erkeklerde temel olarak aradığım özellik eğer ortada hoşlandığı bir kız varsa ona güven ve saygı duyması, onu koruması fakat koruduğunu ona farkettirmemesi. Evet, biliyorum fazla karmaşık geliyor kulağa. İçinizden "öyleyse sana öyle birini bulmakta iyi şanslar dilerim" tarzı şeyler geçirmiş olabilirsiniz. Eskiden ben de öyle düşünürdüm fakat sonra tam anlamıyla tarif ettiğim karakteri bulabildim.
Melez Sözleşmeleri'nden Seth. Zaten istisnasız her yazımda Melez Sözleşmeleri'ne dokunduğum için anlamışsınızdır tutkun olduğumu. Fakat bence haklıyım, çünkü Seth gerçekten tam olarak bahsettiğim karakter. Herkes seri boyunca kendisine gıcık oldu, ben ilk kitaptan beri kendisine bayılıyordum. Son kitapta da herkes Seth'in nasıl sevilesi biri olduğunu anladı zaten.
Seth kadar olmasa da örnek verebileceğim çok fazla karakter var elbette.
Örneğin Gece Evi Serisi'nde ilk kitaptan 4. kitaba kadar Erik yerine Heath'i severdim. 4. kitapta Stark'la tanışınca Heath'e veda etmek durumunda kaldım fakat onu hala kalbimde yaşatıyorum.
Diğer bir örnek Travis. Tatlı Bela'da, Travis'i hepimiz kötü çocuk olarak tanıdık. Kitap ilerledikçe aslında tanıtıldığı kadar olmadığını fark ettik. Ayaklı Bela'yı okuyunca bu konudaki bütün fikrimiz değişti. Travis, sevdi mi seven, gözü aşık olduğu kızdan başka bir şey görmeyen tiplerden.
Bu listeye Patch'i ve Day'i de iliştirmeliyim hemen. Serileri tamamlayamadığım için uzun uzun anlatmayacağım onları fakat kesinlikle listeye girmeliler diye düşünüyorum.
3) SHIPLEDİĞİM ÇİFTLER:
Alex Andros&Seth Diodoros
Nora Grey&Patch Cipriano
Alice Cullen&Jasper Hale
Zoey Kızılkuş&James Stark
June Iparis&Daniel Wing
Nina Grey&Jared Ryel
Katy Swartz&Daemon Black
Alec Lightwood&Magnus Bane
Annie Cresta&Finnick Odair
Katniss Everdeen&Gale Hawthorne
Daecon St. Delphi&Luke (soyadını bilmiyorum)
Clarke Griffin&Bellamy Blake (kitapları okumadım ama diziyi takip ediyorum)
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. İçlerinden bazıları benim istediğim şekilde gitmedi tabii ama olsun ben hala böyle olsaydı keşke diyorum.
Umarım okurken keyif almışsınızdır. Herkese bol kitaplı haftalar dilerim!
Kitap karakterleri, biz okuyucuların dünyasında en az kitabın içeriği kadar yer kaplıyor diye düşünüyorum. Hal böyle olunca yeri geliyor bir karakter yüzünden tüm kitaptan soğuyor insan. Bu yazının belli bir başlığı yok çünkü dediğim gibi gevezelik edeceğim kafama göre konuşacağım.
1) KADIN KARAKTERLER:
Fantastik kitapların kadın karakterlerinde ilk aradığım özellik güçlü olmasıdır. Fiziksel anlamda değil, kişilik olarak. Dik duruşunu hep korumalı, asla pes etmemeli. Yapması gereken şey uğruna çok şeyi feda edebilmeli. Buna verebileceğim en iyi örnek Melez Sözleşmelerinden Alex'tir. Kendisini çok sevmemin nedeni de budur. Diğer bir örnek Uyumsuz'dan Tris. Doğrusu Tris'i bir türlü sevemedim fakat hakkını yiyemem, yukarıdaki özelliklerin tamamını barındırıyor benliğinde.
Verebileceğim diğer bir örnek yakın zamanlarda okuduğum Efsane kitabından June. Kitapta, yapmak istememesine rağmen yapmak zorunda hissettiğinden işin peşini bırakmayan, büyük bir iradeyle yoluna devam eden June'u açıkça gördük zaten.
Yukarıda söylediğim özellik aslında bir çok şeyi kapsıyor fakat ayrıntılı söylemem gerekirse karakterin sulu gözlü olmasından, aşk sarhoşu ya da şıpsevdi olmasından, erkek üstünlüğünü hemen kabul etmesinden ya da hemen hemen her başı sıkıştığında erkek arkadaşına koşmasından pek haz etmiyorum açıkçası. Tabii bu söylediklerimin her birinin istisnaları var. Bunları bir kere yaptı diye karakterden doğrudan soğumuyorum ama bunları sürekli hale getiren karakterlerden de hoşlanmıyorum. Atlantis'in Yükselişi'ni sevmememin en büyük sebebi buydu. Kitaplarımı almadan önce genel anlamda bu kriterlere göre araştırdığım için bu sorunlarla pek karşılaşmıyorum fakat bazen insanın karşısına çıkabiliyor.
2) ERKEK KARAKTERLER:
Konu erkek karakterlerse bad boy tipleri çoğu kişi gibi benim de ilgimi çekiyor ama onlara saplantılı değilim. Yani normal temiz aile çocuklarına da kötü gözle bakıyor değilim.
Erkeklerde temel olarak aradığım özellik eğer ortada hoşlandığı bir kız varsa ona güven ve saygı duyması, onu koruması fakat koruduğunu ona farkettirmemesi. Evet, biliyorum fazla karmaşık geliyor kulağa. İçinizden "öyleyse sana öyle birini bulmakta iyi şanslar dilerim" tarzı şeyler geçirmiş olabilirsiniz. Eskiden ben de öyle düşünürdüm fakat sonra tam anlamıyla tarif ettiğim karakteri bulabildim.
Melez Sözleşmeleri'nden Seth. Zaten istisnasız her yazımda Melez Sözleşmeleri'ne dokunduğum için anlamışsınızdır tutkun olduğumu. Fakat bence haklıyım, çünkü Seth gerçekten tam olarak bahsettiğim karakter. Herkes seri boyunca kendisine gıcık oldu, ben ilk kitaptan beri kendisine bayılıyordum. Son kitapta da herkes Seth'in nasıl sevilesi biri olduğunu anladı zaten.
Seth kadar olmasa da örnek verebileceğim çok fazla karakter var elbette.
Örneğin Gece Evi Serisi'nde ilk kitaptan 4. kitaba kadar Erik yerine Heath'i severdim. 4. kitapta Stark'la tanışınca Heath'e veda etmek durumunda kaldım fakat onu hala kalbimde yaşatıyorum.
Diğer bir örnek Travis. Tatlı Bela'da, Travis'i hepimiz kötü çocuk olarak tanıdık. Kitap ilerledikçe aslında tanıtıldığı kadar olmadığını fark ettik. Ayaklı Bela'yı okuyunca bu konudaki bütün fikrimiz değişti. Travis, sevdi mi seven, gözü aşık olduğu kızdan başka bir şey görmeyen tiplerden.
Bu listeye Patch'i ve Day'i de iliştirmeliyim hemen. Serileri tamamlayamadığım için uzun uzun anlatmayacağım onları fakat kesinlikle listeye girmeliler diye düşünüyorum.
3) SHIPLEDİĞİM ÇİFTLER:
Alex Andros&Seth Diodoros
Nora Grey&Patch Cipriano
Alice Cullen&Jasper Hale
Zoey Kızılkuş&James Stark
June Iparis&Daniel Wing
Nina Grey&Jared Ryel
Katy Swartz&Daemon Black
Alec Lightwood&Magnus Bane
Annie Cresta&Finnick Odair
Katniss Everdeen&Gale Hawthorne
Daecon St. Delphi&Luke (soyadını bilmiyorum)
Clarke Griffin&Bellamy Blake (kitapları okumadım ama diziyi takip ediyorum)
Şimdilik aklıma gelenler bunlar. İçlerinden bazıları benim istediğim şekilde gitmedi tabii ama olsun ben hala böyle olsaydı keşke diyorum.
Umarım okurken keyif almışsınızdır. Herkese bol kitaplı haftalar dilerim!
22 Kasım 2015 Pazar
Divergent #3 Yandaş - Yorum
Merhabalar! Nihayetinde seriyi tamamlayabildim ve yorumuyla karşınızdayım. Uyumsuz ve Kuralsız yorumuma buradan ulaşabilirsiniz.
Özetle bahsetmek gerekirse Uyumsuz'u beğenmiştim ve seriye de anında Kuralsız'la devam etmiştim ancak Kuralsız beklentimin oldukça altında kalmıştı. Yandaş'a başlamam sanırım bu yüzden bu kadar uzun sürdü. İki koca kitabı bitirince son kitabı da okumak istiyor insan ama korku ve sınav etkeni birleşince okumak bu günlere sarktı. Okudum ve mutluyum. Dört'e ulaşmak zamanımı alacak fakat olabildiğince çabuk okuyacağım. Gelelim Yandaş yorumuna:
Özetle bahsetmek gerekirse Uyumsuz'u beğenmiştim ve seriye de anında Kuralsız'la devam etmiştim ancak Kuralsız beklentimin oldukça altında kalmıştı. Yandaş'a başlamam sanırım bu yüzden bu kadar uzun sürdü. İki koca kitabı bitirince son kitabı da okumak istiyor insan ama korku ve sınav etkeni birleşince okumak bu günlere sarktı. Okudum ve mutluyum. Dört'e ulaşmak zamanımı alacak fakat olabildiğince çabuk okuyacağım. Gelelim Yandaş yorumuna:
8 Kasım 2015 Pazar
Legend #1 Efsane - Yorum
Merhabalar! Efsane yorumu ile sizlerleyim. Distopya benim okumayı en sevdiğim türlerden biridir. Efsane'nin distopya olduğundan bihaberdim, öğrenir öğrenmez sipariş listeme eklemiştim okuması, yorumlaması bugüne kısmetmiş. Kısaca konusundan bahsedecek olursak:
Kitap gelecekte, Los Angeles'ın bir zamanlar olduğu yerde, bölünmüş Amerika Cumhuriyeti'nde gelişiyor. 10 gibi küçücük bir yaşta deneme adı verilen kapsamlı bir sınava tabi tutuluyor ve sınav sonuçlarına göre kişilerin hayatlarının devamı tamamen belli oluyor aslında. Sınavdan yüksek notlar alanlar üst seviyelerde bir hayat yaşarken, düşük alanlar işçi sınıfını oluşturuyor ve hayatlarına güç bela devam ediyorlar. Buraya kadar "ee ne var bunda?" diyenler olabilir. Halkın tek derdi bu değil elbette, bir de ortalığı kırıp geçiren bir veba salgını var. Tahmin edeceğiniz üzere üst seviyeler bu salgından başarılı şekilde kurtulabiliyor çünkü günümüzde de olduğu gibi para her kapıyı açıyor. Olan varoş bölgelere, hayat standartları düşük olan insanlara oluyor.
Kitap gelecekte, Los Angeles'ın bir zamanlar olduğu yerde, bölünmüş Amerika Cumhuriyeti'nde gelişiyor. 10 gibi küçücük bir yaşta deneme adı verilen kapsamlı bir sınava tabi tutuluyor ve sınav sonuçlarına göre kişilerin hayatlarının devamı tamamen belli oluyor aslında. Sınavdan yüksek notlar alanlar üst seviyelerde bir hayat yaşarken, düşük alanlar işçi sınıfını oluşturuyor ve hayatlarına güç bela devam ediyorlar. Buraya kadar "ee ne var bunda?" diyenler olabilir. Halkın tek derdi bu değil elbette, bir de ortalığı kırıp geçiren bir veba salgını var. Tahmin edeceğiniz üzere üst seviyeler bu salgından başarılı şekilde kurtulabiliyor çünkü günümüzde de olduğu gibi para her kapıyı açıyor. Olan varoş bölgelere, hayat standartları düşük olan insanlara oluyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







