3 Eylül 2013 Salı

Yüreğe Söz Geçmiyor - Yorum


Şimdi bu kitabı ben ikinci el olarak aldım. Aslında kitaplarımın sadece bana ait olmasını isterim ama kitapçıları dolanırken gözüme çarptı merak ettim girdim. Çok iyi kullanılmış kitaplar vardı sanki yeni alınmış gibi görünüyorlardı. Bu da o kitaplardan biriydi.

Julia Quinn bana kitap zevkine aşırı güvendiğim bir arkadaşım tarafından önerilmiş bir yazardı ama kendi listemi tamamlamaktan bir türlü zaman bulup alamamıştım. Görünce madem fiyatı bu kadar uygun hemde tertemiz kitap alayım dedim ve aldım.

Yorumlarıma gelirsek-SPOILER İÇERİR-

Karakterlere bayıldım tek kelimeyle hepsi kendine özgü özelliklerle donatılmış bireyler. Leydi Bridgerton 8 çocuk sahibi bir anne. Onların iyiliğini istiyor, evlenip yuva kurmalarını mutlu olmalarını. Ama cemiyetteki diğer anneler gibi bunu biraz abartıya kaçırıyor. 

Bu 8 çocuk -sırasıyla Anthony, Benedict, Colin, Daphne, Eloise, Francesca, Gregory ve Hyacinth- tam bir aile sıcaklığında büyümüşler, Simon Basset ise bu sıcaklıktan mahrum kalarak büyümüş bir karakter. 

Olaylar Simon'ın doğumuyla başlıyor. 4 yaşına geldiğinde hala konuşamıyor olması babasının ona aptal muamelesi yapmasına, beceriksiz olarak görmesine ve bayağı bir dışlamasına neden oluyor. Öyle ki oğlunun öldüğünü söylemiştir ve hayatını ünvanını kuzenlerine kaptıracağından korkarak geçirmiştir. 

Simon ise dadısının büyük ilgisi ve yardımıyla kendini geliştirmiş, kıvrak zekası ve baş döndüren çekiciliği ile bütün genç kızların ilgisini toplayan bir genç haline gelmiştir. 

Yıllarca seyahat ettikten sonra nihayet yeni Hastings Dükü olarak Londra'ya döndü ve hayatı onun haberi olmasa bile değişti. Adımını atar atmaz Leydi Whistledown'un Cemiyet Haberleri'nde baş köşeye kuruldu. Çok yakın arkadaşı Anthony ile karıldığı bir baloda güzel kızımız Daphne ile tanışıyor ve onu takıntılısının elinden kurtarıyor. 

Aralarında yaptıkları anlaşma ile ilişkileri başlıyor. Anlaşma tam olarak şöyle,

Simon evlenmeyi düşünmüyor ancak cemiyetin yeni gözdesi olduğu için kızlarını evlendirmek isteyen bütün anneler onu bir köşeye sıkıştırmış durumda. Daphne ise tam tersi ve evlenip çocuklarının olmasını istiyor ancak erkekler onu hoş bulsalar bile aşık olmuyorlar. İkisi birlikte görülmeye başlayınca tabii güzel Daphne değere biniyor ve erkekler ona şiirler yazmaya başlıyorlar, Simon ise annelerden kurtulmuş oluyor. 

Bu karşılıklı anlaşma Anthony'nin pek hoşuna gitmiyor elbette, en yakın arkadaşına düşman kesiliyor. Belli bir zaman sonra yeni Dük ve Daphne birbirlerine aşık oluyorlar. Bir balonun arka bahçesinde öpüşürlerken Anthony onları yakalayınca kızılca kıyamet kopuyor.

Devamını anlatmayı çok isterim ancak biraz heyecanı olsun okuyacaklar içinde. Kitabın adı gibi "Yüreğe Söz Geçmiyor" Bu aşkın mükemmel hikayesini kaçırmak istemezsiniz. Karakterlere bayılacaksınız ve benim gibi sadece aşk okuyamıyorsanız-ben gerçekten okuyamıyorDUM aşkın içine sızdırılmış macera bana çok daha heyecanlı geliyor- korkmanıza gerek yok. 

Bu kitap sadece aşk görüntüsü çizse de tempoyu hiç düşürmeden akıcı bir şekilde ilerliyor. Bütün sıkıcı işlerimi bir kenara itip bir gecede bitirdim ve aslında seri olduğunu öğrendim. Okursanız çok şey kaçırırsınız. Özellikle Dük ve Düşes dönemini seviyorsanız o zamanları çok iyi yansıtmış yazar.

Okuduysanız düşüncelerinizi benimle paylaşır mısınız?
Bol kitaplı günler dilerim :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder