Güldü, meltem sesini alıp götürdü. "Aşk çok vahşi ve pervasız bir yaratıktır. Önceden planlanamaz, ipliği dokunamaz. Kontrol edilemez. Aşk, Kader'le birlikte var olabilir ya da Kader'in işini bozabilir. Kader'den daha kuvvetli bir şey varsa o da aşktır."
"Siz kendinize bir oda falan bulsanıza," dedi Apollo birdenbire. "Ah, zavallı gözlerim..."
İnledim. Gerçek kimliğinde bile zamanlaması kusursuzdu. "Tanrılar aşkına," dedi Aiden tükürürcesine. Geri çekildi, başımın üstünden Apollo'ya tiksintiyle baktı. "Bizi dikizlemekten zevk mi alıyorsun sen?"
"Nelerden zevk aldığımı bilmesen daha iyi."
Yüzümü ekşittim. "İğrenç."
Apollo'ya baktım, ama kahretsin, o küre karşısında büyülenmişti resmen. "Eğer bir tanrı kıçımın peşine düşecekse..."
"Kıçın güzel de ondan," diye mırıldandı Aiden. Yüzünde küçük bir sırıtış vardı.
Ona dik dik baktım.
"Kraken'ı salın!"
Birkaç çift göz tuhaf tuhaf bana baktı.
"Ne olmuş?" dedim kaygısızca omuz silkerek. "O filmi izlediğimden beri bunu bağıra çağıra söylemek için fırsat kolluyordum. Bence tam zamanı."
Aiden güldü.
"Gördünüz mü! O yüzden onu seviyorum işte," dedim gruba. "ağzımdan deli saçması şeyler çıksa bile gülüyor."
Buna karşılık Aiden uzanıp şakağımdan öptü beni. "Beni sevdiğinden söz edip durursan," diye mırıldandı, "buradakilerden bazılarında hayat boyu unutamayacakları bir iz bırakacağız."
Kıpkırmızı kesildim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder